Dr. Paul Ekman ile gerçekleştirilen söyleşilerin ikincisini sizlerle paylaşıyoruz.Lie to Me hakkında en geniş Türkçe içerik sadece foxlife.com.tr'de! Lie to Me sadece FOXlife'ta! Daha fazlası için bizi izlemeye devam edin...
...
Sn. Ekman izninizle söyleşimize kaldığımız yerden devam edelim. Mikro ifadeleri çözümleyerek yalanları yakalama durumu sizde var olan ve geliştirdiğiniz bir yetenek mi yoksa tamamen bilimsel bir yöntem mi?
Ben önceden de, şimdi de bütün açıklığım ile bilimden yola çıkarak tüm bunları öğrendiğime inanıyorum ki dizideki Lightman karakteri de bu açıdan çizildi. Şuan için ben bu konuda oldukça iyiyim ama başlangıçta bu kadar değildi. Bu işte çok iyi olan birkaç kişi var, ama hiç eğitim almadan çok iyi olan insanlar da var. Dizide de bu kişilere örnek gösterilebilecek bir karakter var (Ria Torres). Fakat ben bu gruba dahil değilim.
Bu konu genelde hep ilgi duyduğunuz bir alan mıydı?
Sözlü olmayan davranışları, sesleri, yüz ifadelerini ve jestleri bilimsel alan dâhilinde incelemeye her zaman ilgim vardı. Ama genç doktor arkadaşlarım yardımımı isteyinceye kadar zihinsel konulara hiç ilgim yoktu. Daha önce de anlattığım gibi intihar eğilimli hastaların doğru mu yoksa yalan mı söylediklerini anlamak istiyorlardı. Ve size söylediğim gibi bunu anlamak benim 20 yılımı aldı. Fakat bu iş üzerinde çalışmaya başladığım ilk senede hükümet yetkilileri benimle iletişime geçti. Bildiklerimin kendi işlerine yarayıp, yaramayacağını merak ediyorlardı. Emniyet departmanlarının hemen ilgisini çekmiştim ve bana polis ekiplerine eğitim vermem için teklif getirdiler.
Yalanların hayatın her anında ortaya çıkabileceğini fark ettim –Pazar araştırmacıları ve kamuoyu yoklamaları için insanların verdikleri cevaplarda yalan söyleyip söylemediği çok önemli.
Ebeveynler çocuklarının, eşler birbirlerinin dürüst olup olmadığını meak ediyor. Bu, hayat her yerinde. Ama dediğim gibi ben sadece ciddi boyuttaki yalanlarla, mesela yakalandığınızda çok şey kaybedeceğiniz, size pahallıya mal olacak olan oldukça ciddi yalanlarla meşgul oluyorum. Çünkü bu yalanlar toplumun aslında tek ilgi gösterdiği yalan türü ve ancak bu kadar büyük bir yalan söz konusuysa yalancıyı yakalayabilirsiniz. Çünkü, saklanan olay yeterince büyük değilse, yalancıyı ele veren o yoğun duygusal yük oluşmayabilir.
Suçlamayla karşınıza getirilen birine nasıl yaklaşıyorsunuz?
Çoğu zaman tercih ettiğim yöntem soruları benim sormamdır. Fakat polis ekipleri ya da daha kötüsü televizyon muhabirlerinden dolayı bunu her seferinde gerçekleştiremiyorum. Televizyon muhabirleri soru sormayı bilmiyor.
Kendi kızının kaçırılması olayına karışmış olan Karen Matthews ile yapılan görüşmenin arşiv kayıtlarının tümünü seyrettim. Kadına bir kez bile “Kızınızın ortadan kaybolmasıyla sizin bir alakanız var mı?” diye sorulmamış.
Ben genelde sorulara verilen cevaplarla uğraşırım. Bazı adli vakalarda, ben de sorguda bulunurum, avukata, görgü tanığına ya da şüpheliye sorması gereken soruları yöneltirim.
Peki bu süreç mahkeme salonunda mı yoksa öncesinde mi gerçekleşiyor?
Çoğu zaman ifade alınırken.
Fark ettiğiniz yalanları görmezden gelebiliyor musunuz? Ya da yalanı anlama kabiliyetinizi devre dışı bırakabiliyor musunuz?
Şöyle söyleyeyim, arkadaşlarım, eşim veya çocuklarım bana yalan söylediğinde, bunu anlarım ama üzerinde asla yorum yapmam. Çoğu zaman onları, bana yalan söylemeleri gereken durumlara düşürmemeye çalışıyorum. Geçenlerde kızımın televizyonda bir röportajı yayınlandı. “Babam benim hiçbir yalanımı yakalayamadı.” dedi. Onun hiçbir yalanını “Sen yalan söylüyorsun” diyerek yüzüne vurmadım, fakat bana ne zaman yalan söylemek zorunda kaldığını biliyordum. Yani sizin sorunuza cevap olarak kısacası devre dışı bırakamıyorum.
Araştırmalarıma göre, ailelerine yalan söyleyen çocuklar çok sıkı bir disiplin içersinde ve sert cezalarla büyütülüyorlar. Bazen kasten bazen istemeden, herkes kuralları çiğneyebilir. Benim kuralım açık olmak. Ben çocuklarıma hep şunu söylemişimdir, “Bugün okulda kötü bir şey olduysa, müdür seni odana çağırdıysa bunu bana ben daha sormadan söylemelisin.” Çalışanlarıma da “Eğer yeni bir iş arıyorsanız ya da başka bir işe geçecekseniz bunu bana söylemelisiniz” diyorum. Çünkü ben birisini işten çıkartacaksam bunu o kişiye en az 4 hafta önce bildiririm. Bence bunlar açıklıkla konuşulması gereken şeyler.
İnsanların sizinle konuşmaktan çekindiğini hissettiğiniz oluyor mu?
İnsanlara ben sadece sizin ne hissettiğinizi söyleyebilirim, düşüncelerinizi okuyamam diyorum. Bu karşımdakine verebileceğim tek güvence. Pek çok insanın da korktuğu asıl nokta bu: düşünceleri. “Ne düşündüğümü, ne planladığımı, niyetlerimi, her şeyi biliyorsun!”. Bu o kadar da açık değil. İnsanlara “Yalan söyleyip, söylemediğini anlıyorum.” demiyorum ama şimdi Lie to Me dizisi gösterimde olduğu için, sanki insanlar biraz daha dikkatli davranıyorlar.
Topluluk


